Zygmunt Bauman

Cilt 1, Sayı 1 (2017)

TAKDİM

Editörden: Her Şeye Rağmen

Talha Dereci, Epokhé Sosyal Bilimler Dergisi, Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Epokhé Sosyal Bilimler Dergisi, ilk sayısında Ocak 2017’de, 92 yaşında kaybettiğimiz Polonyalı düşünür Zygmunt Bauman’ı gündemine aldı.

MAKALELER

"Her Zaman Çevrimiçi" Olmak

Artun Avcı, Marmara Üniversitesi
Özet

Sosyal ağlar iletişim alışkanlıklarını değiştirmektedir. Ağlar dolayımıyla kurulan iletişim, mahremiyetin yitirilmesi gibi birçok nedenden dolayı insani ilişkilerdeki içtenliğe ve samimiyete zarar vermektedir. Zygmunt Bauman’ın da söylediği gibi “aralarında bağ kuramayan insanlar çevrimiçi bağlanmakta; akışkan modernite içinde tekrar tekrar bağsız kalmaktadır.” Kullanıcıların kendilerine ait mahrem ve kişisel bilgileri gönüllü olarak kamusallaştırdıkları bir çağı yaşanmaktadır. Çevrimiçi sosyal ağlar aracılığıyla yapılan iletişim, ahlaki ve sosyal sorumluluk, sosyal dayanışma, duygudaşlık gibi değerleri zedeleyebilmektedir. Zygmunt Bauman, modernitenin çeşitli dinamiklerini felsefi ve politik açıdan birbiri ile bağlantılı bakış açıları ile tartışmış bir düşünürdür. Günlük hayatımızda ve sosyal ağlarda gerçekleşen dramatik toplumsal değişimleri yakalamak için “akışkan modernite” kavramını kullanmıştır. Bu çalışmada Bauman’ın “akışkan modernite” kavramı çerçevesinde sosyal ağlarda “her zaman çevrimiçi olmanın” kamusal alanı zedeleyip zedelemediği eleştirel bir çerçevede tartışılacaktır.

Anahtar Kelimeler: Akışkan Modernite, Sosyal Ağlar, Zygmunt Bauman, Kamusal Alan, Mahremiyet
Künye: Epokhé Sosyal Bilimler Dergisi, 2017, 1(1): 1-24.

Tüketim Özgürlüğü (!) ve “Çürümüş Siyaset”

Ahu Tunçel, Maltepe Üniversitesi
Özet

Zygmunt Bauman, ekonomi ve siyaset arasında çağdaş dünyada kurulan işbirliğinin, yurttaşlar açısından özgürlük yitimine yol açtığını ileri sürer. Özgürlüğü keyfiliğin karşıtı olarak değerlendiren Bauman’a göre bugünün dünyasında ekonominin iktidarı, ekonomik açıdan güçsüzleri kendi geleceklerini belirlemede etkisiz kılarken, siyaseti belirleyecek faillerin yok oluşlarıyla siyasetin de yozlaşmasına neden olurlar. Bu yozlaşmadan kurtaracak olansa özgürlük ve farklılığı dayanışma içerisinde ortak bir çaba ile tesis edebilecek “yeni failler”in siyaset sahnesinde yerini almasıdır. Makalede Bauman’ın fail arayışı, tarihin farklı dönemlerindeki özgürlük üzerine yaptığı kavramsal çözümlemelerini takiben ele alınmıştır. Makalenin ayırt edici yanıysa, özgürlük üzerine düşünceleri takip edilen Bauman’ın görüşlerinin modern ya da postmodern geleneklerden ayırt edilerek, eleştirel düşünce çerçevesinde incelenmeye özen gösterilmiş olmasıdır.

Anahtar Kelimeler: Özgürlük, Siyaset, Ekonomik İktidar, Tüketim, Liberal Teori-Cumhuriyetçi Teori
Künye: Epokhé Sosyal Bilimler Dergisi, 2017, 1(1): 26-44.

Empati Kavramına Zygmunt Bauman Çerçevesinden Bir Bakış

Doğa Başer, Huriye İrem Kalaycı Kırlıoğlu ve Mehmet Kırlıoğlu, Selçuk Üniversitesi
Özet

Ötekini anlamak ve onu hissedebilmek sosyal bilimlerin temel uğraşlarından biri ve çıkmazı haline gelmiştir. Disiplinler arası bir genel kabul olarak empati, karşıdaki kişinin ne hissettiğini ve düşündüğünü zihninde canlandırabilme yeteneğidir.  Empatinin duygu ve düşüncelerin anlaşılmasına vurgu yaptığı düşünüldüğüne Zygmunt Bauman’ın da eserlerinde duyguları yoğun bir şekilde ele aldığı görülür. Bu çalışmada güncel empati literatürü Bauman’ın görüşleri çerçevesinde değerlendirilmiştir. Bu çerçevede rasyonellik, ahlak, biz ve onlar temaları değerlendirmeye alınmıştır. Rasyonellik temasında empatinin bilişsel ve duygusal boyutlarının bir arada bulunmasından hareketle Bauman’ın rasyonellik eleştirisi ele alınmış, rasyonellik ile empatinin bilişsel boyutu arasında ilişki kurularak ötekini anlamada bilginin ve hissetmenin önemine değinilmiştir. Ahlak temasında Bauman’ın ahlaki yaklaşımında temel gösterdiği Levinas’ın ahlak anlayışı çerçevesinde ötekini anlamanın imkanı ve bunun özgecilikle ilişkisi değerlendirilmiştir. Empati günümüzde yardım etmenin ve özgeci davranışın önemli bir kaynağı olarak görülmektedir. Bununla birlikte empatide kişinin ötekini anlamaya çalışırken olumsuz etkilenmemek için kendine sınırlar koymasının altı çizilmektedir. Biz ve onlar temasında ise toplumsal yaşamdaki gruplaşmaların ötekini anlamayı ne derece etkilediği değerlendirilmiş, ötekini anlamanın benzerlik, yakınlık ve farklılıkla ne gibi ilişkileri olabileceği üzerinde durulmuştur.

Anahtar Kelimeler: Zygmunt Bauman, Empati, Ahlak, Özgecilik
Künye: Epokhé Sosyal Bilimler Dergisi, 2017, 1(1): 46-64.

Akışkan Dünyada Etiğe Bakış: Postmodern Etik

Mehmet Emin Şimşek, Atatürk Üniversitesi
Özet

Bu çalışma, modernlik ile postmodernlik arasında yaşanan süreci ve farklılığı eserlerinde eleştirel bir bakışla kaleme alan sosyolog, düşünür Zygmunt Bauman’ın düşüncesinden yola çıkmaktadır. Bauman, modernlik ve postmodernlik arasında yaşananları bir hâl değişimi olarak gösterir. Ona göre, rasyonel ‘katı’ modernlik, insandaki müphemliği kaldırma-yok etme niyeti taşımaktadır. Buna karşın ‘akışkan’ modernlikle beraber insan için müphemlik, bir sorun olmaktan öte, bir ‘insan olma’ hâli olarak olumlanarak değer ve etiğe yer açar. Çalışma, temel olarak Bauman ekseninde yürütülerek, katı modernlikten akışkan modernliğe geçişi, başka bir deyişle bu ‘hâl değişimi’ni etik-ahlak bağlamında irdelemektedir. Bu bağlamda insan dünyasının içinde barındırdığı müphemlik halinin etik için kapıyı açık bıraktığını savunan Bauman, dahası ahlakın ancak bu ‘ara durum’da-belirsizlikte kendini gösterdiği iddiasını ele almaktadır. Nihayetinde Bauman’ın ‘postmodern etik’inden yola çıkıp ‘öteki’nin yakın dünyasında bir ‘fark etiği’ni temellendirmeye girişmektedir.

Anahtar Kelimeler: Ahlak, Etik, Akışkanlık, Zygmunt Bauman, Müphemlik, Postmodernlik
Künye: Epokhé Sosyal Bilimler Dergisi, 2017, 1(1): 66-83.

Güvensiz Dünyada Bir Belirsizlik Faktörü Olarak Yabancı Korkusu: İstanbul'daki Kapalı Yerleşimler Üzerinden Bir Değerlendirme

Kadir Şahin, Karabük Üniversitesi
Özet

Neoliberal belirsizliklerin yükseldiği dünyada artık ‘istikrarsızlık’ kalıcı bir hayat standardı haline geldi. Bu uğurda toplumsal birlikteliğe dair istikrar vaadi olan her şey bir bir geçersiz hale geldikçe, müşterek ortaklıklara dair anlatılar da giderek değersizleşmeye başladı. Bu süreçte yükselen radikal bireyselleşmeyle birlikte bir güvenlik stratejisi olarak özel hayat saplantılı kentleşme tarzları ortaya çıkmaktadır. Zygmunt Bauman’ın da vurguladığı gibi “geleneksel kenti var eden pek çok dinamik, yeni koşullar karşısında bir kent belirsizliğine ve hatta korkusuna dönüşmüş durumdadır”. Böylesi gerçeklikler etrafında şekillenen kent ortamında yükselen ‘yabancı korkusu’ giderek bir gündelik hayat gerçekliğine dönüşmüş durumdadır. Ortaya çıkan mevcut koşullar (tarihsel akışın da aksine), şehri içeriden bölen yeni bir kentsel güvenlik stratejisi üretmiş oldu. Kentin ontolojik anlamdaki temellerinin tersine yükselen bu yeni hayat tarzı, bir güvenlik parametresi olarak neoliberalleşen kentin ilişki sistemlerini belirleyen etkenler haline gelmektedir. Vurgusu yapılan noktanın en önemli örneklerini de güvenlikli siteler özelinde şekillenen yaşamlarda görmekteyiz. ‘Yabancı korkusu’ bağlamında kurgulanan bu türden yaşam alanlarını artık Türkiye’de de (bilhassa İstanbul’da) yoğunlukla görmekteyiz. Bu çalışmada amaçlanan İstanbul metropolitan alanında yükselen söz konusu yerleşim yerlerinin ‘zonofobik’ ve ‘miksofobik’ içerimlerinin (Bauman’ın da ortaya koyduğu kriterlerde) nasıl işlediğini anlamaya çalışacağız. Ortaya konulan saptamalar ışığında da yükselen yeni kentleşme tarzının, geleneksel kentin değerleri karşısındaki içeriklerinin neler olduğunu açığa çıkarmayı amaçlamaktayız. Araştırmamız İstanbul’daki güvenlikli sitelerde oturan 57 kişiyle yapılan derinlemesine mülakatlar çerçevesinde derlenen, yaklaşık 50 saatlik ses kaydı üzerinden irdelenmiştir.

Anahtar Kelimeler: Kent, Güvenlikli Site, Korku ve Belirsizlik, Zenofobi ve Miksofobi
Künye: Epokhé Sosyal Bilimler Dergisi, 2017, 1(1): 85-113.
Özet

Neoliberal belirsizliklerin yükseldiği dünyada artık ‘istikrarsızlık’ kalıcı bir hayat standardı haline geldi. Bu uğurda toplumsal birlikteliğe dair istikrar vaadi olan her şey bir bir geçersiz hale geldikçe, müşterek ortaklıklara dair anlatılar da giderek değersizleşmeye başladı. Bu süreçte yükselen radikal bireyselleşmeyle birlikte bir güvenlik stratejisi olarak özel hayat saplantılı kentleşme tarzları ortaya çıkmaktadır. Zygmunt Bauman’ın da vurguladığı gibi “geleneksel kenti var eden pek çok dinamik, yeni koşullar karşısında bir kent belirsizliğine ve hatta korkusuna dönüşmüş durumdadır”. Böylesi gerçeklikler etrafında şekillenen kent ortamında yükselen ‘yabancı korkusu’ giderek bir gündelik hayat gerçekliğine dönüşmüş durumdadır. Ortaya çıkan mevcut koşullar (tarihsel akışın da aksine), şehri içeriden bölen yeni bir kentsel güvenlik stratejisi üretmiş oldu. Kentin ontolojik anlamdaki temellerinin tersine yükselen bu yeni hayat tarzı, bir güvenlik parametresi olarak neoliberalleşen kentin ilişki sistemlerini belirleyen etkenler haline gelmektedir. Vurgusu yapılan noktanın en önemli örneklerini de güvenlikli siteler özelinde şekillenen yaşamlarda görmekteyiz. ‘Yabancı korkusu’ bağlamında kurgulanan bu türden yaşam alanlarını artık Türkiye’de de (bilhassa İstanbul’da) yoğunlukla görmekteyiz. Bu çalışmada amaçlanan İstanbul metropolitan alanında yükselen söz konusu yerleşim yerlerinin ‘zonofobik’ ve ‘miksofobik’ içerimlerinin (Bauman’ın da ortaya koyduğu kriterlerde) nasıl işlediğini anlamaya çalışacağız. Ortaya konulan saptamalar ışığında da yükselen yeni kentleşme tarzının, geleneksel kentin değerleri karşısındaki içeriklerinin neler olduğunu açığa çıkarmayı amaçlamaktayız. Araştırmamız İstanbul’daki güvenlikli sitelerde oturan 57 kişiyle yapılan derinlemesine mülakatlar çerçevesinde derlenen, yaklaşık 50 saatlik ses kaydı üzerinden irdelenmiştir.

Anahtar Kelimeler: Zygmunt Bauman, Sosyolojik Düşünmek, Yabancı, İletişim, Sorumluluk, Hoşgörü
Künye: Epokhé Sosyal Bilimler Dergisi, 2017, 1(1): 115-128.

Ölüm ve Ötesi: Ayakta Kalmamızı Yeniden Tanımlamak

Mutellip Iqbal, İstanbul Üniversitesi
Özet

Ölüm hayatta kalmamızı, ona karşı mücadele etmemizi anlamlandıran ve varoluşumuzu yapılandıran kökten bir olgudur. Bu nedenle ölüm korkusu, kaybetme tehlikesi olarak insanın hayatta kalma mücadelesini olumlu ve değerli kılmıştır. Ölüm korkusu, tüm davranışların altında yatan ana motiftir ve bu korku, büyük ölçüde ölümden kaçınma faaliyetidir. Kültür, bu korkuların hayatı uzatan semboller ve yapılar yoluyla insanın ayakta kalmasını sağlamlaştırma sürecinin ürünüdür. Tarih ise, ölümsüzlük ideolojilerinin devamıdır. Geçmişi korumamızın ve geleceği yaratmamızın nedeni ise ölümlülüğün farkında olmamız ve ölümden kaçmamızdır. Zygmunt Bauman’ın ifade ettiği üzere böylece ulus, kültür, ideoloji ve devlet gibi muazzam yapılar bireysel ya da kolektif kahramanlıkların gerçekleştirdiği düşünülen karmaşık çabalar sonucu kendilerini var ettiler. Ölümlülük yoksa tarih, ulus, kültür ve insanlık da yoktur. Bauman, Ölümlülük, Ölümsüzlük ve Diğer Hayat Stratejileri kitabında hâli hazırda iki ölümsüzlük stratejisinden bahsederek ölüm ve ölüm korkusunun analizini yapmaktadır. Modern dönemde insanlar ölümü kader ve kısmet olarak kabul etmekten ziyade ölümden kurtulmaya çalışarak ölümsüz olmayı tercih ediyorlardı. İnsan, -ölümden kurtulamayacağı belli olduğu için- ölüm ile değil, muhtemelen çözülebilecek ölüm nedenleriyle mücadele ediyordu. Bu nedenle ölümün kendisinden ziyade ölüme götürecek süreç ve nedenler dikkat çekiciydi. Modern dönemde ölüm aklın en büyük yenilgisidir, çünkü akıl ölümü düşünemez. Postmodernite, insan ölümlülüğünün geleceğe odaklanma eğilimini, -bilim ve tıptaki ölümsüzlük araştırmalarıyla- şimdiye odaklanmayla değiştirdi. Tüketiciler için, içinde bulundukları toplumun sunduğu eğlence ve anında tadını çıkarabilme fırsatlarıyla, insanın içinde bulunduğu zaman ve mekan onun mutluluk arayışını karşılıyordu ve gelecek o kadar da önemli değildi. Bauman, ölüm ve ölümsüzlük algımızın kökenini analiz ederek bulunduğumuz toplumu yeniden tanıma fırsatı sunmuştur. Bu makalede insanın ölümsüzlüğe karşı uyguladığı politikalar açısından ölüm ve ölümsüzlüğe dair analizler yapılacaktır.

Anahtar Kelimeler: Zygmunt Bauman, Ölüm, Ölümsüzlük, Stratejiler
Künye: Epokhé Sosyal Bilimler Dergisi, 2017, 1(1): 130-143.

Modernity and Postmodernity in Zygmunt Bauman's Thoughts

Anna Karin Jytte Holmqvist, Monash University
Özet

Zygmunt Bauman wrote tirelessly on the ever changing world that we live in, lucidly analysing our contemporary times in an intelligent and insightful manner in both oral and written discourses where the topics ranged from Holocaust reflections, modernity and postmodernity, urban and social liquidity and mobility, and utopia and dystopia, to mention but a few. In his astute observations Bauman paints an often sombre and depressing picture of society and the role we play in it. Writing at length on modernity and postmodernity (the latter dependent on the former for its existence), the Polish sociologist who was impressively prolific during his lengthy career at the University of Leeds presents us with a world in flux, one in which citizens likened to hunters lead an increasingly solitary and rootless existence in the name of staunch individualism while all along they seemingly push faster and increasingly desperately into an uncertain future. In Bauman’s many accounts these members, or denizens, of the postmodern habitat lead an ambivalent existence in an apparent utopia that is far from as utopic as one would have hoped for. This article will discuss Bauman’s views on modernity and postmodernity, social fluidity and identity-change, ultimately highlighting the importance of his works and the great legacy Bauman has left behind.

Anahtar Kelimeler: Zygmunt Bauman, Fluid, Liquid, Modernity, Postmodernity
Künye: Epokhé Sosyal Bilimler Dergisi, 2017, 1(1): 145-153.

Ödön von Horváth'ın "Allahsız Gençlik" Adlı Romanını Zygmunt Bauman Sosyolojisiyle Okumak

Veysel Lidar, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi
Özet

Zygmunt Bauman sosyolojisinin önemli unsurlarından olan biz, öteki ve yabancı tasnifi edebiyat incelemelerinin ve “öteki”nin konumlandırılmasına başka bir perspektif katmıştır. Bilindiği üzere Bauman, biz ve öteki’nin ortasına modernite görüşünden hareketle yabancıyı koymuştur. Bu bağlamda yabancı her iki unsurun da varlığına bir meydan okumadır. Toplumların söz konusu yabancıyla mücadelesinde yine Bauman’ın bir diğer kuramı olan “bahçeci kültür” anlayışı ön plana çıkar. Toplumlar müphemlikten hoşlanmamaları, onları kendilerinin varlığı için bir düşman olarak görmeleri gibi gerekçelerle toplumları için yararlı olduğunu düşündükleri bir faaliyet gerçekleştirirler; tıpkı bir arazideki işe yaramaz ve düzeni bozan otların temizlenmesi gibi farklılıklar da toplumdan temizlenir ya da toplumun dışına itilir. Bu makalede söz konusu bu yaklaşım Avusturya edebiyatından bir metinle irdelenecek ve edebî metnin sosyolojik yönleri Bauman’ın kuramlarıyla açıklanmaya çalışılacaktır.

Anahtar Kelimeler: Bahçe Kültürü, Biz, Öteki ve Yabancı, Edebi Metinler
Künye: Epokhé Sosyal Bilimler Dergisi, 2017, 1(1): 155-172.

Siyaset Arayışında “Ben”den “Biz”e Yöneliş

Mehmet Ali Açıkgöz, Ahi Evren Üniversitesi
Özet

Sistem, parçaları arasında karşılıklı etkileşimin olduğu ve bu parçaların bağımlı birer değişken nedeni ile konjonktürel dalgalanmalara göre şekillenen yapıdır. Özellikle Sanayi Devrimi ile başlayan ve toplumların gelişmesi açısından önem arz eden sonrasındaki dönemlerde makineleşmenin yarattığı rekabet nedeniyle kendilerine bir “öteki” toplum yaratarak kendi içerisindeki birlik duygusunu güçlendirmiş ve “biz” olgusunu geliştirmiştir. Ancak diğer toplumlara karşı kendi değerlerini üstün olarak görme süreci Almanya’da Nazi lideri Adolf Hitler gibi diğer başka toplumlarda da liderlerin ortaya çıkmasında yardımcı olmuştur. Zira yaratılan bu öteki algısı İkinci Dünya Savaşı’nın yaşanmasına ve savaşın ardından Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) lider oldukları İki Kutuplu Sistemin başlangıcı olmuştur. İki Kutuplu Sistem dahilinde küreselleşmenin adımlarının atıldığı ve Avrupa Kömür Çelik Topluluğu gibi gelecekte sınırların ortadan tümüyle kalktığı örgütlenmeler başlamıştır. Batı Blok’u içerisinde ekonomik ilişkilerin gelişmesi ve küreselleşmenin getirisi olarak bireysel kazanç toplumsal kazançtan daha fazla olduğu için her toplum kendi içerisinde bireysel anlamda “ben” olgusu çerçevesinde hareket etmiş ve devletlerin siyasi yapılanmaları buna göre yapılandırılmıştır. Soğuk Savaş’ın sona ermesi ile ABD sistem içerisinde başat aktör olması yani 1990 yılı itibariyle günümüze kadar gelen zaman diliminde küreselleşme olgusu genel anlamıyla gelişme göstermiştir. Günümüz 2016 itibariyle ise bariz şekilde küreselleşme olgusu ve onun getirileri toplumların kendisi tarafından sorgulanmaktan öteye geçmiştir. 2011 yılında Suriye’de başlayan iç savaştan kaçan insanların Avrupalı devletlere sığınmak istemesinin ve bu devletlerde mülteci karşıtı politika/söylem geliştiren tarafların destek kazanması ya da ABD başkanı seçilen Donald Trump’ın Meksikalı, Müslüman vd. karşı sert politik söylemleri küreselleşme ile gelişen “ben” olgusundan yeniden öteki bir toplum algısının yaratıldığı “biz” olgusuna dönüştüğünü ortaya koymaktadır.

Anahtar Kelimeler: Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa, Bölgeselleşme, Küreselleşme, Sistem
Künye: Epokhé Sosyal Bilimler Dergisi, 2017, 1(1): 174-195.

SÖYLEŞİ

Zygmunt Bauman ile Bir Söyleşi: Kelimelere Hayat Vermek

Slawomir Czapnik, Uniwersytetu Opolskiego
Çeviri: Zeynep Şenel Gencer, Talha Dereci
Sunuş

2017’nin Ocak ayında hayatını kaybeden Polonyalı İngiliz sosyolog Zygmunt Bauman ardında muazzam bir akademik miras bıraktı. Akademik nitelik taşıyan son röportajlarının birinde, senelerdir yürüttüğü kapsamlı araştırmalarına konu olan mühim meselelere işaret ediyor. Bauman, siyasi otorite ve güç arasındaki farka ilişkin değerlendirmelerle söze başlıyor. Sonrasında (“akışkan modernite”ye dair çoktandır süregelen araştırmaları göz önünde tutulursa hiç de şaşırtıcı olmayacak bir şekilde) günümüzde daha hafif bir tüketici biçimini benimsemiş olan kapitalizmin canlılığına odaklanıyor. Röportajın diğer bir konusu da, Bauman’ın “sosyolojik hermenötik” olarak adlandırdığı şahsi araştırma yöntemidir. Bu yöntem, herhangi bir ‘izm’ ifadesini kullanmaya karşı isteksizlik ve yaratıcı özgürlüğü kısıtlamaya muktedir tüm araştırma ekollerine (postmodernizm de dahil) yönelik derin güvensizlik etrafında şekillenir. Röportajın son bölümünde Bauman, entelektüellerin toplumsal anlamda yaşadığı keşmekeşe dikkat çeker.

Anahtar Kelimeler: Zygmunt Bauman, Entelektüel, Kapitalizm, Küreselleşme, Sosyolojik Hermenötik
Künye: Epokhé Sosyal Bilimler Dergisi, 2017, 1(1): 197-211.

KİTAP DEĞERLENDİRMESİ

Modernlik ve Müphemlik

Eli Zaretsky, The New School for Social Research
Çeviri: Müleyke Barutçu
Anahtar Kelimeler: Modernlik, Müphemlik, Zygmunt Bauman, Yabancı
Künye: Epokhé Sosyal Bilimler Dergisi, 2017, 1(1): 213-216.

Parçalanmış Hayat: Postmodern Ahlak Denemeleri

Anthony Elliott, University of South Australia
Çeviri: Zeynep Şenel Gencer
Anahtar Kelimeler: Postmodernizm, Zygmunt Bauman, Ahlak, Parçalanmış Hayat, Postmodern Ahlâk
Künye: Epokhé Sosyal Bilimler Dergisi, 2017, 1(1): 218-221.

Postmodern Etik

José Casanova, Georgetown University
Çeviri: Müleyke Barutçu
Anahtar Kelimeler: Postmodernizm, Zygmunt Bauman, Ahlak, Etik
Künye: Epokhé Sosyal Bilimler Dergisi, 2017, 1(1): 223-224.

BİBLİYOGRAFYA

Sunuş

Bu bibliyografya, 2017 yılının başlarında dünyaya veda ederek ardında muazzam bir miras bırakmış olan Polonyalı düşünür Zygmunt Bauman’ın 1950’lerden hayata gözlerini yumduğu 2017 yılına dek ortaya koyduğu kitap çalışmalarından müteşekkil kronolojik bir derlemedir. Bauman; kitaplarının yanısıra, üretkenlik konusunda aşkın bir örnek sergileyerek kayıtlara geçen onlarca makale yazmış, konferanslara katılmış, röportajlar vemiştir. Hazırladığımız bibliyografyaya sadece kitap çalışmalarını dahil ettiğimizi belirtmek isteriz. Ayrıca kitapların kronolojik sıralaması yapılırken orijinal başlıklarına, ilk basım tarihlerine ve ilk yayınevlerine sadık kalınmıştır. Yapmış olduğumuz bu çalışmanın Bauman’ın deyişiyle “önce analiz edilmiş ve sonra yeni biçimlerde sentezlenmiş teknolojik bir nesne” olmaktan öteye giderek, bedenin ölümlülüğünü, düşüncenin ölümsüzlüğü ile alt etmeye çalışan mütevazı bir çabanın ürünü olarak kabul görmesini temenni eder, ilgililerin bilgisine sunarız.

Anahtar Kelimeler: Zygmunt Bauman, Zygmunt Bauman Kitapları, Zygmunt Bauman Bibliyografyası
Künye: Epokhé Sosyal Bilimler Dergisi, 2017, 1(1): 226-234.